Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD), kurulduğu 2011 yılından bu yana Türkiye’de cinsiyet eşitliği ile ilgili faaliyetlerin etkin, sistematik ve sürekli izlenmesi için çalışan bir örgüttür.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçirilmesine katkı sağlayacak kamu politikalarının oluşturulması, uygulanması ve sonuçlarının izlenmesi için kamu ve sivil toplumun kapasitenin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler yürütmektedir.
Bunun yanında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin bilimsel olarak izlenmesi için gerekli uzmanlık bilgisinin derlenmesine, bağımsız izleme deneyimlerinin paylaşılmasına ve elde edilen bilginin yaygın paylaşımına yönelik iletişim olanaklarının geliştirilmesi için çalışmaktadır. Bütün bunları yaparken temel amacı, kamu politikalarının, insan haklarının korunmasına, cinsiyete dayalı ayrımcılıkların ortadan kaldırılmasına ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına ne ölçüde katkı sunduğunu ortaya koymaktır.
Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik faaliyetlerin izlenmesi çalışmalarının gerisinde dünyanın birçok ülkesindeki kadın hareketlerinin eşitlik talepleri ve mücadeleleri yer almaktadır. 1970’lerden bu yana feminist araştırmalar, kadınlara yönelik eşitsizliklerin ve kadınlar üzerindeki erkek egemenliğinin, toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünden ve kadınların esas olarak ev ve bakım işlerinden sorumlu tutulmasından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Kadın hareketlerinin mücadelesiyle de bu olgu uluslararası belgelere taşınmıştır. 1995’te Pekin’de toplanan Birleşmiş Milletler (BM) 4. Dünya Kadın Konferansında kabul edilen ve toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde en kapsamlı belge olan Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu, eşitsizliklerin temelinde yatan bu hususa dikkat çekmiştir. Pekin Eylem Planında tüm kritik alanlarda eşitsizlikleri gidermek için stratejik hedefler önerilmiş, hedeflere ulaşılması için çeşitli aktörlerin gerçekleştirmesi gereken somut eylemler sıralanmıştır. Stratejik hedeflerin ne ölçüde gerçekleştiğini tespit etmek için mevcut durumu ortaya koyacak araştırmalara, ilerlemeyi izleyecek göstergelere ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu sonrasında, izlemenin gereğine yapılan vurguyla cinsiyete göre ayrıştırılmış verinin toplanması ve göstergelerin oluşturulması önem kazanmıştır.
Toplumsal cinsiyet göstergeleri bir toplumda zaman içinde toplumsal cinsiyetle ilgili değişimlere dikkat çeker ve hükümetlerin taahhüt ettikleri toplumsal cinsiyet eşitliğini ne ölçüde gerçekleştirdiklerini ölçmeyi sağlar. Bu göstergeler sadece kadınların ve erkeklerin günlük yaşamlarına dair istatistikleri yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda kadınların ve erkeklerin topluma katkılarına, farklı ihtiyaçlarına ve sorunlarına ışık tutar.